Karadeniz`den Ege'ye Tren macerası
Samsun'dan Çeşme’ye Uzanan 1 Haftalık Macera 🚂⛺🌊
Geçtiğimiz hafta, tamamen trenle ve kamp malzemelerimle çıktığım dolu dolu bir seyahat yaşadım. Samsun’dan yola çıkıp, Sivas, Eskişehir ve İzmir rotasını izleyerek Alaçatı ve Çeşme’ye kadar uzanan bu yolculukta hem doğa ile iç içe oldum hem de tarihin ve kültürün izini sürdüm. İşte bu güzel deneyimin gün gün özeti:
1. Gün – Samsun’dan Sivas’a Uzanan 9 Saatlik Tren Yolculuğu
Sabah saatlerinde Samsun’dan trene binip yaklaşık 9 saatlik uzun ama keyifli bir tren yolculuğu ile Sivas’a vardım. Burada konaklamadan kısa bir gezinti yaptım. Gördüğüm yerler arasında Çifte Minareli Medrese ve Gök Medrese vardı. Her ikisi de Selçuklu mimarisinin büyüleyici örnekleri. Sivas’ta kısa ama etkileyici bir zaman geçirdikten sonra akşam tekrar trene binip Eskişehir’e doğru yola çıktım.
Sivası Gezmek isteyenler için Çifte minareli medrese ve Gök medrese hakkinda kısa bilgi verdim 🙂
Sivas’ın Gözbebeği: Çifte Minareli Medrese
Sivas şehir merkezinde yer alan Çifte Minareli Medrese, 1271 yılında İlhanlı veziri Şemseddin Cüveynî tarafından yaptırılmıştır. Yapı, adını giriş kapısının iki yanındaki görkemli minarelerden alır.
Selçuklu dönemine ait olan bu medrese, özellikle taş işçiliğiyle süslenmiş taç kapısı ve mavi çinili minareleriyle dikkat çeker. Zamanında eğitim kurumu olarak kullanılan medrese, günümüzde hem yerli hem yabancı turistlerin ilgisini çeken önemli bir tarihi eserdir.
Sivas’a geldiğinizde mutlaka uğramanız gereken bu yapı, şehrin simgelerinden biridir. Hem tarih hem de mimari meraklıları için eşsiz bir duraktır.
Anadolu’nun Mavi Mucizesi: Sivas Gök Medrese
Sivas’ın en dikkat çekici tarihi yapılarından biri olan Gök Medrese, 1271 yılında Selçuklu veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırılmıştır. Adını, çinilerle süslenmiş mavi (gök) renkli minarelerinden alır.
Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Gök Medrese, zamanında medrese yani eğitim kurumu olarak hizmet vermiştir. Taç kapısındaki taş işçiliği ve simetrik yapısıyla göz kamaştırır.
Bugün müze olarak kullanılan yapı, hem tarihi hem de estetik değeriyle ziyaretçilerini büyüler. Sivas’a geldiğinizde Gök Medrese’yi mutlaka görmelisiniz.
2. Gün – Eskişehir’de Kültür ve Yağmurlu Kamp
Yaklaşık 12 saat süren bir tren yolculuğunun ardından sabah Eskişehir’deydim. Sazova Bilim, Kültür ve Sanat Parkı ve Odunpazarı bölgesini gezdim. Maalesef pazartesi olduğu için müzeler kapalıydı. Akşam olduğunda konaklamak için Kanlıkavak park alanında kamp kurdum.
Gece her şey yolundaydı, ta ki sabah bir sesle uyanana kadar. Önce yağmur zannettik ama meğersem belediyenin sulama sistemleriymiş! 😂 Çadırımız sırılsıklam oldu. Yaklaşık bir saat güneşte çadırı kuruttuk, o arada biraz atıştırdık ve kahvemizi içtik. İronik ama unutulmaz bir anı oldu.
3. Gün – İzmir Yolculuğu ve Sürpriz Selçuk Konaklaması
Eskişehir Garı’ndan İzmir’e giden trenle 12 saatlik bir yolculuğa daha çıktık. Akşam saatlerinde İzmir’e vardık. Hedefimizdeki ilk durak Selçuk’tu. Metro ve aktarmalarla Selçuk’a ulaştık. Orada bir çay bahçesinin önünden geçerken kamp kuracak yer sorduk ve sağ olsunlar “Bahçemizde kalabilirsiniz” dediler. Bizim için büyük bir sürpriz ve mutluluktu.
Sabah erken kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra yola koyulduk. Artemis Tapınağı, Efes Antik Kenti ve Deneyim Müzesini gezdik. Her biri tarihle iç içe geçmiş harika yerlerdi.
4-5. Gün – Alaçatı & Çeşme ve İlıca’da Rüya Gibi Kamp
Geziye biraz deniz havası katmak istedik ve rotayı Alaçatı & Çeşme tarafına çevirdik. Özel otobüsler dışında Belediye'ye ait otobüsler ile gitmek de mümkün ve daha ekonomik. İzmir'den metro ile Fahrettin Altay Durağına gittik, aktarma merkezinden Urla otobüsüne bindik, sonra da Çeşme otobüsleriyle yolculuğu tamamladık.
İlk olarak Ilıca Halk Plajına gittik. Plaj ücretsiz, duş ve WC imkânı da var. Kamp kurmak için çok uygun ve hiç sorun yaşamadık. Gündüz denizin ve kumun tadını çıkardık, daha sonra ise Alaçatı sokaklarında begonvil çiçekleriyle süslenmiş taş evlerin arasında harika bir gezinti yaptık.
İpucu: Ücretsiz kamp için en uygun yer Ilıca Plajı. Diğer plajlarda duş/wc sıkıntısı olabiliyor.
Sonuç: Trenle, Kampla, Gönülden Bir Seyahat
Bu yolculuk bana gösterdi ki, bazen uzun tren saatleri ve ıslanan çadırlar bile bir maceraya dönüşebilir. Her şehirde başka bir hikâye, başka bir dostluk, başka bir doğa güzelliği vardı. Eğer siz de farklı ve unutulmaz bir Türkiye turu planlıyorsanız, bu rotayı kesinlikle öneririm!